Reklamı Geç
Advert

Tasalı: “2’inci Bir Darbenin Ayak İzleri!”

Partisinin yöneticilerine verilen hapis cezaları hakkında açıklamalarda bulunan HÜDA PAR İl Başkanı Hamdullah Tasalı, “HÜDA PARA verilen bu cezanın 2’inci bir darbe girişiminin artçılarıdır ayak sesleridir” dedi.

Tasalı: “2’inci Bir Darbenin Ayak İzleri!”

Partisinin yöneticilerine verilen hapis cezaları hakkında açıklamalarda bulunan HÜDA PAR İl Başkanı Hamdullah Tasalı, “HÜDA PARA verilen bu cezanın 2’inci bir darbe girişiminin artçılarıdır ayak sesleridir” dedi.

HÜDA PAR Bingöl İl Başkanı Hamdullah Tasalı, Bingöl FM’de katıldığı programda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Tasalı, açıklamasında partisinin yöneticilerine verilen hapis cezalarının FETÖ/PDY kumpası olduğunu savunarak, şunları söyledi:

“Partimizin Yöneticililerine 2011 ocak ayında bir kumpas ile Mustazzaf Der dosyasıyla alakalı 14. Ağır ceza mahkemesi zalimce bir karar vermişti. FETÖ yuvası haline geldiğinden dolayı 14. Ağır ceza mahkemesi mevcut hükümet tarafından kapatılmış. Bu mahkemenin kimi üye FETÖ’den dolayı tutuklanmıştır. Bu tarihte operasyonu yöneten Tem müdürü, savcısı ve hakimi hepsi FETÖ’den dolayı tutuklanmış bulunuyorlar. Dosyaya 2015 yılında temyiz aşamasında itiraz edilmiş, Yargıtay tarafından bozulmuş, dosyadan dolayı Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesi 05/07/2017 tarihinde kendilerine 6 yıl 3 ay hapis cezası vermiştir. Çünkü; Genel başkan yardımcılarımızı cezalandıracak elle tutulur, hiçbir somut delili bulunmamaktadır sadece ithamlar ile açılmış bir davadır. Çok net ve açık bir kumpas davasıdır. Mahkeme art niyetli bu haksız, fevri kararıyla Rehber TV Genel Yayın Yönetmeni ile birlikte toplumun vicdanı haline gelen, kurulduğu günden beri sağduyu ile hareket eden, hikmet ile hareket eden partimizin iki genel başkan yardımcısına hukuksuz cezalar verilmiştir. Görünürde bu mahkeme cezayı HÜDA PAR’a vermiştir. Onların şahsında cezalandırılan partimizdir. Kabul edilemez. Biz kurulduğumuz günden beri var olan haksız ve hukuksuzlukların, mağduriyetlerin giderilmesi için mücadele ederken, bunun üzerine yeni mağduriyetlerin oluşmasına meydan verilmesine bir anlam veremiyoruz. Bu karar fitne ve kaosa hizmet eder. Genel Başkan yardımcımıza verilen bu cezalar kaosun startı olacak ve 2. darbe planı için bir zemin etüdü niteliğindedir. HÜDA PARA verilen bu cezanın 2. Bir darbe girişiminin artçılarıdır ayak sesleridir.”

HÜDA PAR’LILARA NEDEN CEZA VERİLDİ?

Tasalı, programda parti yöneticilerine şu suçlamalarla ceza verildiğini açıkladı:

“Ceza alan yöneticilerimizin ceza almalarına sebep teşkil eden gerekçeler şu komik gerekçelerdir. Doğru haber gazetesinde yazmak… Valilikten izin alınarak yapılan basın açıklamaları suç kapsamında değerlendirilirmiş (Filistin davasıyla ilgili). Taziye ziyaretlerinde bulunmak(Ve bu örgütsel bir faaliyet olarak kayıtlara geçilmiş). Kutlu doğum etkinliklere düzenlemek… İddianamede bu yasal etkinlikler bir örgüt ile ilişkilendiriliyor. Bütün bu suçlamalar birçok kişiyi derinden yaralamıştır, toplum vicdanını derinden sarsmıştır. Bu yanlış karardan biran önce dönülmelidir. Kısacası valilik izniyle yapılmış tüm etkinlikler suç kapsamına alınmıştır.”

“SİVİL, YENİ ANAYASA İÇİN ‘EVET’ DEDİK”

Tasalı, parti olarak referandumda neden ‘Evet’ oyu kullandıklarını şöyle açıkladı:

“Türkiye’de sistemden kaynaklanan bu zulümlerden dolayı bizler 2011 ve 2016 yılında sistemin değiştirilmesine yönelik 2 referandumda da “yetmez ama evet” dedik. Zira tüm zulüm ve aksaklıklar sistemin /rejimin özünden kaynaklandığını hep dile getirdik. Maalesef sistemde yapılan tali ve kısmi değişiklikler hukuksuzlukların ortadan kalkmasına yetmiyor. Sistemin özünde özlü/asli değişikliklerin yapılması elzemdir. Aksi halde toplum olarak benzer zülüm ve adaletsizleri daha çok göreceğiz. Türkiye’de var olan vesayetler bitsin istedik. Zira bu sistem/rejim kurulduğu 1923 yılından beri sorunludur. Şeyh Said’ ten, Başbağlar’a kadar sürekli bu sistemin bozukluğundan kaynaklanan olaylar zulümler yaşanıyor. Bütün bu olaylar /haksızlıklar vesayeti sistemi yüzünden yaşanıyor, vesayetçiler bu ülkede bu sistemin yıkılmasını istemiyor. Şeyh Said de bu vesayetçilere karşı başkaldırmıştı. Şeyh Said’in devletle, bayrakla, vatan toprağıyla bir sorunu yoktu. Şeyh Said’in kıyamı ve mücadelesi bu batıcı zihniyete karşı idi. Bu İngiliz, İtalyan, Alman Fransız menşeli sisteme karşı mücadele veriyordu, emperyalistlerin uşaklarına karşı mücadele ediyordu ve bu sistem hala devam ediyor. Türkiye’de laik, tekçi, batıcı ve vesayetçi sistem/rejimin Danıştay, YÖK, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve, Sayıştay gibi vesayetçi kurumları hala duruyor ve ülke yönetiminde çok etkindirler. Haksızlıklara ve hukuksuzluklara kaynaklık teşkil ediyorlar. Siyaseti dizayn ediyor, ayar veriyorlar. Bunlar bu sistemin kurumlarıdır ve oldukları yerde duruyorlar, bunlara kimse müdahale edemiyor, bunların üzerine köklü değişiklikler olmamış. Değişen bir şey yok. Biz bu zorbalıklar bitsin, yeni, adil, sivil, yerli bir Anayasa yapılsın diye ‘evet’ dedik. Türkiye’de Akparti’nin 14 yıllık iktidarına rağmen vesayetçi sistem/rejim hala duruyor. Sistem /rejim dış kaynaklıdırlar, yerli ve milli olmalıdır. Evet Türkiye’de adaletsizlik had safhada, ama CHP adaletsizliği istismar ediyor ve bunun sebebi de AK Parti’nin ülkede yaşanan adaletsizliklere karşı sorumsuzca, davranması ve duyarsız kalması, bunlara el atmamasından dolayı zulümlere kaynaklık eden CHP çıkmış adaletin savunuculuğunu yapıyor. Oysa CHP nin tarihi zülüm ve adaletsizliklerle doludur. Buda Akparti’nin ayıbı olsa gerek çünkü adaleti Kemal Kılıçdaroğlu’nun insafına bırakmış. CHP 1923 den beri bu ülkede katliamlarla, kıyımlarla başbakan asmakla nam salmış, isim yapmış bir parti bu partinin adalet yürüyüşü yapmasını sebebi Ak partinin adalet adına bir şey yapmamasından kaynaklanıyor. Akparti iktidarı ve hükümeti darbecilerden ve CHP den sebep oldukları mağduriyetlerden dolayı hesap sorması gerekirdi. Sormadı, aksine vesayetçi darbecilere tazminatlar ödedi. 28 şubat süreci hala devam ediyor, bize karşı darbe girişimleri hala devam ediyor, çünkü hukuksuzluklar o kadar çoğaldı ki Ak Parti hükümeti geldiğinden beri biz diyoruz ki; bakın siz bu hukuksuzlukları telefi etmediniz, bunun için somut bir çaba içerisinde olmadınız, bir çok mağdur kesimler var. Kumpaslarla cezaevlerine tıkılmış insanlar var, haksız hukuksuz yere hayatları çalınmış insanlar var, inancından ötürü bir sürü insan cezaevinde hayatını tüketti.. Bu zulümleri görmezseniz, bunlar birike birike bir gün sizi de yok eder.”

“DEVLET KÜRTLERİ POTANSİYEL SUÇLU GÖRÜP MÜDADELE ETTİ”

Tasalı, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Devlet PKK ile mücadelede bütün Kürtleri potansiyel suçlu görüp mücadele etti. bir çok mağduriyetlere, bir çok zulümlere de sebebiyet verdi. Hükümette bir zamanlar bütün kötülükleri Ergenekona, başka bir zaman PKK’ya yıkıyordu, yani bir günah keçisi bulunuyor ve bütün kötülükleri, hataları ve kusurları onlara yükleyip, kendini ise aklayıp temize çıkarıyordu. Suçlu kimse onunla mücadele edin. CHP’nin kurucusu olduğu sistemi/rejimin de sebep olduğu hataları görmelisiniz. Siz şimdi de herkesi Fetö diye tutuklarsanız, yarın karşınıza büyük bir mağdur kitle çıkar ve bununla siz mücadele edemezsiniz. Altında kalırsınız. İktidarınız kendi döneminde işlenen bütün kötülükleri onlara yıkıp, böylece kendi iktidarınızı temize çıkarmayı, doğru bulmuyoruz. Kusursuz hatasız iktidarınızı kâmil görüyorsunuz ve her şeyi başkasına yıkıyorsunuz. Bu doğru değil, iktidarınız müddetince kendilerine imkân ve olanaklar sunduğunuz, bürokratlarınız bu cürümleri işlediler. Size düşen bu cürümleri telafi etmek olmalıdır. Onu da etmiyorsunuz? FETO yargısının ve polisinin iktidardan güç alarak geçmişte yaptıkları kanunsuzluklar ve o dönemde sebep oldukları hukuksuzluklar ve mağduriyetler hala devam ediyor. Giderilmedi. Oysa akıl mantık şunu gerektirir, öncelikle bu zalim yapının sebep oldukları travmaları ve mağduriyetleri ivedi olarak gidermeniz gerekir. Şimdi ne oldu FETÖ polis ve yargıçlarıyla mağdur ettikleri garibanlar aynı mekanda yan yan cezaevindeler. Bu nasıl bir anlayış, nasıl bir yönetim, nasıl bir hukuk! Siz adil olmazsanız mağdurlar çoğalacak ve mazlumların ahı sizi yakar. Giderilmeyen bu mağduriyetler toplumda ciddi güvensizliklere/bulanımlara neden olmakta ve gelecekte Türkiye’nin birliği/güvenliği için en büyük tehdittir. Hani demiştiniz “dostları çoğaltacağız, düşmanları azaltacağız” Bu davranışlarınız bu hareketleriniz bu uygulamalarınız bu hukuksuzluklarınız dostlarınızı da sizlere düşman eder. Düşmanlarınızı dost edinemezsiniz var olan dostlarınızı da kaybedersiniz, dostlarınızı azaltırsınız, düşmanlarınızı çoğaltırsınız, Türkiye de güvensizlik oluşturursunuz ve bir toplumda güvensizlik oluştuğu zaman ciddi problemler meydana gelir komşu komşuya selam veremez hale gelir. Bundan dolayı hükümetin daha hikmetle makul /adil davranması gerekir. Hikmet-i hükümet bunu gerektirir.” (Çapakçur Gazetesi)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galericilere Yetki Belgesi
Galericilere Yetki Belgesi
3 PKK’lı Öldürüldü
3 PKK’lı Öldürüldü