Reklamı Geç
Advert

Bingöl Üniversitesi’nde Panel

Bingöl Üniversitesi’nde “Dini değerlerin istismarı ve istismar hareketine karşı Müslüman duruşu” paneli yapıldı.

Bingöl Üniversitesi’nde Panel

‘15 Temmuz Milli Birlik ve Demokrasi Günü’ vesilesiyle Bingöl İl Müftülüğü tarafından “Dini Değerlerin İstismarı ve İstismar Hareketine Karşı Müslüman Duruşu” paneli düzenlendi.

Moderatörlüğünü Bingöl Müftüsü Mecit Can’ın yaptığı panele; Bingöl Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Olgun, İlahiyat Fakültesi Öğretim Yrd. Doç. Dr. M. Şirin Ayiş panelist olarak katıldı. Panel öncesinde, 15 Temmuz 2016’da yapılan darbe teşebbüsünde gazi olan Onur Asutay ve M. Akif Özdemir de o geceye ait duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Üniversite Enstitüler Konferans Salonunda 14 Temmuz 2017 saat 14:30’da yapılan panele Bingöl Valisi Ali Mantı, Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi, Üniversite Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, Ak Parti Bingöl eski milletvekili Prof. Dr. Eşref Taş, İl Jandarma Komutanı Albay Hakan Bayer, İl Emniyet Müdürü Metin Akay ile çok sayıda kurum amiri, akademisyen ve vatandaş katıldı.

“FETÖ, BAŞTAN SONA BİR İSTİSMAR ÖRGÜTÜDÜR, SAPKIN BİR TARİKATTIR”

Üniversite Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Olgun, “FETÖ’ye karşı, PKK’ya karşı, DAİŞ’e karşı yapılan mücadelede şehit olan asker ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, gazilerimize şifalar diliyorum” diyerek başladığı konuşmasında, FETÖ’nün baştan sona bir duygusal sömürü ve istismar örgütü olduğuna dikkat çekerek, “gençlerimizin eğitim, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan bütün ihtiyaçlarına gayr-i meşru vaatler sunarak, kendisine kul ve köle yapan karanlık bir örgüt ile karşı karşıyayız. Dinimizin bütün inanç ve değerlerini örgüt liderine göre kurgulayan bu karanlık örgüt, bu nedenle liderinin rüya, hayal ve hezeyanlarına kutsiyet atfederek bu yapıya ram olmuştur” dedi.

“FETÖ,  İSLAMİ BİR CEMAAT DEĞİLDİR”

FETÖ’nün İslami bir cemaat olmak bir yana, dini bir cemaat dahi olmadığını belirten Prof. Dr. Olgun, “FETÖ korkutma, yıldırma, gözdağı, vaat ve rüyalarla gençleri kendisine bağlayan bir duygusal istismar hareketidir. Tarihte bu tür tarikatların varlığını biliyoruz. David Koresh öncülüğündeki ‘Wico tarikatı’ bağlılarına zehirli meyve suyu içirerek toplu intihar ettirmişti. ‘Moon tarikatı’ bağlılarına toplu evlilik törenleri düzenlemişti. İlginçtir, evlenen çiftler birbirlerini hiç tanımamıştı. Daha gerilere gidildiğinde Hasan Sabbah, Alamut kalesinde taraftarlarına sahte cennet kurgusu ve vaatler ile cinayetler işletmiştir. Haşhaşiler olarak bilinen bu tarikat, İslam eğitim sisteminin öncülerinden olan Nizamiye medreseleri geleneğinin kurucusu Nizam’ül Mülk’ü katletmişlerdi. Yani duygusal istismar örgütleri tarihin her devresinde kendine kölelik yapacak kurbanlar bulmuştur” şeklinde konuştu.

“DOĞRU DİNİ BİLGİNİN SAHİH KAYNAKLARDAN ELDE EDİLMESİNİ ÖNLERSENİZ, DİNİ İSTİSMAR EDENLERE KAPIYI AÇARSINIZ”

Prof. Dr. Olgun, 15 Temmuz meş’um terör saldırısından sonra artık “nerde hata yaptık” sorusunun cevabının aranmasının vaktinin geldiğine işaret etti. En önemli hatanın gençlerimize doğru din eğitiminin verilememesi olduğuna dikkat çeken Olgun “gençlerimize ve halkımıza doğru dini bilgi sahih kaynaklardan devşirilerek verilmelidir. Bu kaynaklar Kur’an ve sahih sünnettir. Kur’an ve sünnete uymayan bir din anlayışı toplumu din bezirgânlarının eline düşürür. Sahih din anlayışına dayalı din eğitiminin resmi eğitim kurumlarımızda güçlendirilmesi gerekir. Ayrıca medya üzerinden dini program formunda topluma dini istismara açık menkıbe ve rüyalar anlatılmaya devam etmektedir. Birer gösteri ve tiyatroya dönüşen bu tür medyatik programlara da itibar edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, din gibi İslam gibi yüce ve ulvi değerler televizyon ekranlarından öğrenilecek kadar basit ve sıradan değildir. Yani din eğitimi çocuklarımıza yaz kurslarında verilen “sübhaneke” duasından ya da “abdestin farzları”ndan ibaret değildir. Din eğitimi, Allah’tan başka otorite tanımayan, Kur’an ve sünneti özümsemiş, sorgulayana, düşünen ve iradesini başka bir faninin iradesine köle etmeyen özgür nesiller yetiştirmenin yegâne yoludur” şeklinde sözlerini noktaladı.

“İNANCIMIZ VAR, AMA SORGULAMIYORUZ”

Üniversite İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. M. Şirin Ayiş, konuşmasında, “din nedir, inancımız var ama sorgulamıyoruz, sorgulamadan nasıl öğrenebiliriz, din tek başına bir malumat değildir. Dini istismar bugün FETÖ’yü yarattı, yarın başka bir yapıyı meydana getirir. FETÖ, tevhitten sapma bir harekettir”  dedi.

FETÖ’nün sabun kalıbı gibi insan yetiştirdiğine dikkat çeken Ayiş, “İslam dini tevhit dinidir. FETÖ, tevhitten sapan bir harekettir. Hiçbir şahsın yazdığı kitap, Kur’an’ı kerim yerine geçemez. Hiç kimsenin yastığı, yatağı, giysisi kutsal olamaz. Samimi olmayan insanlar, Allah’ı çağırmıyor ya da anlatmıyorlar. Mantıklı gelen her şey doğru değildir. Soruları çaldılar, insanların emeğini gasp ettiler ve kendilerince bunu meşrulaştırdılar adeta Makyavelist bir anlayışla hareket ettiler” diyerek konuştu. (Çapakçur Gazetesi)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galericilere Yetki Belgesi
Galericilere Yetki Belgesi
3 PKK’lı Öldürüldü
3 PKK’lı Öldürüldü