Reklamı Geç
Advert

İnsani Yardımı Yeniden Yorunlamak

Birçok ülkeden yaklaşık dört yüz siyasetçi, iş adamı, akademisyen, aktivist ve gazeteciyi yoğun bir gündemle bir araya getiren TRT World Forum’un ikinci günü "İnsani Yardımı Yeniden Yorunlamak" konusuna değindiler.

İnsani Yardımı Yeniden Yorunlamak

Birçok ülkeden yaklaşık dört yüz siyasetçi, iş adamı, akademisyen, aktivist ve gazeteciyi yoğun bir gündemle bir araya getiren TRT World Forum’un ikinci günü birbirinden ilgi çekici konu ve oturumları ile devam ediyor.

 

TRT World Sunucusu David Foster’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “İnsani Yardımı Yeniden Yorumlamak” başlıklı panelde Fuat Oktay (Başbakanlık Müsteşarı ve AFAD eski Başkanı), Mukesh Kapila (Profesör, Manchester Üniversitesi), Richard Falk (Onursal Profesör, Princeton Üniversitesi) ve C. Kani Torun (Türkiye’nin Somali eski Büyükelçisi ve AK Parti Bursa Milletvekili) söz aldı.

 

İnsani yardımlara yönelik pek çok konunun masaya yatırıldığı panelde Başbakanlık Müsteşarı ve AFAD eski Başkanı Fuat Oktay Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı yardımlar üzerinde durdu. Oktay: “Dünyada 65-66 milyon kişi zorla yerinden olmuş. Bunun 40 milyonu ülke içerisinde yerinde olmuş, 20-22 milyonu mülteci ve yaklaşık 3 milyonu da sığınmacı. Bu insanlar arasında Suriyeliler, Kolombiyalılar ve Afganlar ilk üç sırada. Mültecilerin yüzde 55’i Suriye, Sudan ve Afganistan’dan geliyor. Mültecilere ev sahipliği yapanlar arasında Türkiye, Pakistan ve Lübnan ilk üç sırada geliyor. Bağışçı ülkelere baktığımızda Türkiye 60 milyar ile 2. sırada ki bu bildirilen rakam. BM ve UNCHR aracılığı ile kayıtlara geçen rakam. Türkiye olarak harcadığımız gerçek rakam ise bundan çok çok daha fazla. 3,5 milyon mülteci için harcadığımız rakam buna dahil değil. Suriye’deki krizin başından beri 30 milyar dolar civarında harcandı. Türkiye herhangi bir afet, savaş durumunda beklemiyor, yardıma ihtiyacı olan kimdir, dinleri ya da etnik kökenleri nedir diye bakmıyor. Biz doğrudan harekete geçiyor, son derece dinamik bir şekilde insani yardımı hayata geçiriyoruz.

 

Oktay şöyle devam etti: “İnsani yardım dediğinizde akla ilk gıda ve güvenlik gelebilir. Ancak onları insan olarak gördüğünüzde resim tamamen değişiyor. İnsanlar sadece gıda ve güvenliğe ihtiyaç duymuyorlar. O insanlara her türlü hakları sağlanmalı. Biz bu krizin devam edeceğini anladığımız zaman bu kişilere çok daha sistematik bir şekilde yardımcı olmaya karar verdik. Kendi çıkarımızı burada hiç düşünmedik. Konut sağlamaya başladık ve kamplar kurduk. Daha sonra sağlık, bakım hizmetleri sunmaya başladık. Sonra şunu fark ettik: Kocaman bir yeni nesil var. 3,5 milyon Suriyeli mültecilerin yarısından fazlası eğitime ihtiyaç duyan 18 yaş altı. Bu konuda adım atmazsanız kayıp nesil ortaya çıkar ve bir sonraki nesli tehlikeye atar.”

 

Fuat Oktay insani yardım sistemi olarak açlık, kıtlık, savaş, terör gibi şeylerin önüne geçmek olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Biz işin esas sebeplerine baktığımızda farklı olduğunu görüyoruz. Bu temel sebeplerini gidermediğiniz sürece ne kadar insani yardım sağlarsanız sağlayın sorunu çözemezsiniz ya da hafifletemezsiniz. O nedenle ana nedenlerle ilgilenmeliyiz ve insani yardım sağlarken bu sorunu yaratan aktörler üzerine daha fazla baskı kurmalıyız. Üçüncü olarak daha bütüncül ve sistematik bir yaklaşım sergilemeliyiz.

Oktay: “Burada sosyal yardımlara bağımlı sonuçlar oluşturmamalıyız. Maalesef mevcut sistem sosyal yardımlara bağımlı bir toplum oluşturuyor. Tam tersine, yatırım yapılmalı, kurumsal sosyal sorumluluk geliştirilmeli. Şirketler belli teşkilatlara yardım yapmalı demiyorum, sahaya gidip yatırım yapmalı. Mültecilerin istihdamı için fırsat sağlamalı. Uluslararası kurumlar yeniden tasarlanmalı.”

 

Panelde söz alan Mukesh Kapila (Profesör, Manchester Üniversitesi): “Bence biz fazla edilgen olduk. 2 yıl önce bu şehirde buluştuk Türk hükümetinin cömertliği sayesinde dünyanın ilk insani yardım zirvesindeydik. 3 bin taahhütte bulundular insani sistemi transforme etmek için. İnsanlık için yeni bir gündem oluşturuldu. 2 yıl sonra ne oldu? Uluslararası konferans organize etme konusunda çok iyiyiz ancak bunların sonuçlarını gerçekleştiremiyoruz. Umarım bu ilk forum sonrası için farklı olur. Altın sorun şu: Uluslararası sistem Birleşmiş Milletler olsun diğerleri olsun bu kurumların söyledikleri sonuçta hep kendi yapabileceğini iddia ediyor. Toplam ihtiyaç çerçevesinde yaklaşmıyor. Ama yerinden olmuş insanların sayısı çok daha fazla. Tüm dünyadaki insanlar adına kim konuşacak? Onların ihtiyaçları bu çağrılarda bir istatistik halinde bile değil. Ve ihtiyaçları verilen sayılara göre biliyoruz. Bu sayıları toplayan kurumlar ise kendi yetkinlikleri çerçevesinde topluyor bu rakamları.

 

Kapila şöyle devam etti: “İkinci sorun; insani sisteme gelen 10 doların 9’u Türkiye ve Avrupa ülkelerinden, 20 ülkeden aktarılıyor. Peki insani yardım sisteminden nasıl bahsedebiliriz? İnsani yardım ihtiyacının külfeti birkaç taraf tarafından karşılanıyor. Diğer ülkeler de kendi paylarını vermeliler. Üçüncü sorun şu: İnsani yardımın uygulanması piyango gibi adeta. Gerçek bir piyangoda bir para atsak hiç olmazsa o adil bir piyango olabilir. İnsani yardım sistemi ise piyango bile değil öyleyse adil değil. Uluslararası insanı yardım fonunun yüzde 54’ü 5 ülkeye gidiyor. Bunu tartışmıyoruz. Ancak 90 küsur başka ülke var. Onlar konusunda neler yapacağız? 4. sorun: 2016 yılında yüzde 99’u Brundi’nin insani yardım çağrısının fonladı, Gambia’nın ise sadece bu çağrısının yüzde 4’ü karşılandı. O zaman nasıl bir sistem söz konusu. Burada da bir adaletsizlik söz konusu.5. Sorun: Nasıl kanalize edeceğiz insani yardımı? Paranın büyük bir çoğunluğu, ki raporlamaya giren para, doğrudan yararlanacaklara gitmiyor. İlk olarak büyük organizasyonlara gidiyor. STK’lar bugün BM’den daha büyük. STK’lardan BM ya da diğer partnerlere transfer oluyor. Yani şeffaflık ve hesap verebilirlik yok. Katkı verdiğiniz 1 dolar alıcıya gidene kadar ne kadarı idari maliyetlere gidiyor kim bilir.”

 

Richard Falk (Onursal Profesör, Princeton Üniversitesi) moderatörün “Filistin sorununa katıldınız yıllarca. Model olarak görebileceğiniz bir yardım projesi gördünüz mü?” sorusuna şöyle cevap verdi: “Sanıyorum insani yardımın kullanımı İsrail-Filistin çatışması gibi bir süreçte jeopolitik açıdan görülmeli. Dünyayı yönetenlerde siyasi iradede gerçeklilik şartlanıyor. Bu da ulusal ırklarla alakalı.”

 

C. Kani Torun (Türkiye’nin Somali eski Büyükelçisi ve AK Parti Bursa Milletvekili):“Türkiye’nin son yıllarda Afrika ile olan ilişkileri oldukça gelişti. Somali süreci üzerinden ilerleyelim. Bu örneğe bakacak olursak; bizim burada yaptığımız iki tip kalkınma var. Birincisi altyapı inşaatı hastane, okul, yol vs. diğeri ise kapasite oluşturma eğitim ve yetenek geliştirmeden oluşuyor. Sadece insani yardımdan bahsederseniz insani yardım bir ağrı kesicidir. Tedavi değildir. Acıyı bir müddet için azaltır. Uzun dönem kalkınma için yatırım ve ticaret lazımdır. İşte bunlar Afrika’yı dönüştürecek araçlar. İnsani yardıma bağımlılık ve her yer için insani yardım kısır bir bağımlılık olacaktır. Somali’de kalkınma üzerinde de çalışıyoruz. Ayrıca Somali’de yine barışı tesis etmek ve devleti oluşturma konusunda da yardımcı olduk. Barışı tesis etmek ana araçtı istikrarı getirmek için.

 

“Sahra altı Afrika ülkelerinin yüzde 25’i fakir olarak derecelendiriyor. Eğer belli bir ülkeye para yatırırsanız başarıyı nasıl ölçüyorsunuz?” sorusuna C. Kani Torun: “İlk olarak Afrika’da sadece Türkiye değil bir sürü ülke var. Somali, bir tarz yangın yeriydi ve açlık söz konusuydu. 2011 yılında bu büyük meseleler yüzünden Türkiye müdahale etti. Oradaki faaliyetlerimiz arasında diğerlerine değinmedim. TİKA çalışıyor, THY çalışıyor. Türk STK’larının hepsi Afrika ülkelerinde çalışıyor. Tabi ki daha çok yol var gidecek, işlevsel bir hal gelmesi için devletin. Ama eğer 2011 ile mukayese edersek hala büyük bir iyileşme olduğunu söyleyebiliriz. Son 10 günde olan terörist saldırı her yerde olabilir.

 

Fuat Oktay: “Performans için birkaç indikatör var sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışında da. Şu an insani yardımı Suriye’nin diğer tarafları Irak ve başka ülkelerde de veriyoruz. Çocuk ölülerin sayısı, okullaşmış çocukların sayısı, konut edinebilen insanların yüzdesi, konut ihtiyacı olan ancak erişimi olmayanların sayısı, çalışabilen insanların sayısı, çalışma ihtiyacı olup iş bulamayanların yüzdesi, insani yardıma artık ihtiyacı olmayanların yüzdesi. Yardıma bağımlı bir toplum yaratmak istemiyoruz çünkü, bu anlamda önemli bulgular.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mirzan mahallesinde elektrikler kesilecek
Mirzan mahallesinde elektrikler kesilecek
3 PKKlı ölü elegeçirildi
3 PKKlı ölü elegeçirildi