Reklamı Geç
Advert
Onlar Bedenlerini, Siz İse Ruhlarınızı Açlığa Yatırmışsınız
Hasan BERDİBEK

Onlar Bedenlerini, Siz İse Ruhlarınızı Açlığa Yatırmışsınız

Yıllarca en çok istediklerimizin başında yer aldı ‘’Üniversite’’. Bizim de bir bilim merkezimiz olacaktı, bizim de çocukların aydın kişiliklere dönüşeceği bir eğitim yuvamız olacaktı. Lütfettiler ve 2007 yılında açtılar. Adını ilerde yanlış olacağı anlaşılsa da Bingöl Üniversitesi koydular. Sonra gittiler bu üniversiteye bir rektör atadılar. Halk onu da başının üstünde taşıdı, sonuçta yıllardır beklediğimiz eğitim yuvasının başıydı o. Sonuçta bir bilim insanıydı. Tabi zamanla biz bunları ne kadar yanlış anladığımızı anladık. Yazacaklarım için peşinen söyleyeyim ki; Bir kısmı duyum ve iddialardan oluşmaktadır. Bir kısmı görme imkanı bulduklarımdır. Fakat eğer general franco bana da soruşturma açacaksa buradan beyan ediyorum ki tüm sorumlulukları kabul ediyorum. Buyursun açsın çünkü artık yazmamak için kendimi zapt edemiyorum.

Evet arkadaşlar! Bir rektör geldi adı Gıyasettin Baydaş. Öncelik olarak  doğru düzgün akademik geçmişi olmayan, bilimsel manada makaleleri kabul görmemiş ve bilime herhangi bir katkıda bulunmamış fakat bir üniversitede aydın kişilik yetiştirmek için yeterli torpile sahip kişileri akademik kadrolara yerleştirdi. Sonuçta diktatörlük ve despot yönetim kurulacaksa öncelikle stratejik noktalara sağlam kişilerin gelmesi lazımdır. Sonrasında ne mi yaptı bu adam(!)? Benim kaldığım rektörlük konutu yetmiyor ben bir tane konut yaptırayım. Konut dediğim şey de 1 trilyona yapılmış bir villa. Bazıları gibi bahanesi hazırdı, e ben kendime yapmıyorum ki, benden sonra gelecekler de kullanacak.  Kendine bir rektörlük binası yaptırdı. Evet rektörlük binası gereklidir fakat o bina öğrencilere hizmet için yapılacaktır. Kendisine 2 ev büyüklüğünde oda koyup, bulunduğu kata kimseyi almayan 3-4 özel koruma tutan bir adamdan bahsediyoruz burada. Bir eğitimci neden korumaya ihtiyaç duysun ki? Zaten güvenlikçiler her yerde yeterli sayıda var. Ki o güvenlikçileri de baskı politikasına alet ediyor, onlar aracılığıyla öğrencilere baskı yapıyor ama o adamların da maaşlarından bütçeye kesinti yaptığını  herkes biliyor. O adamlar korkularından, ekmek kaygılarından dolayı öğrencilere karşı sert tavır takınmak zorundalar. Onları anlayabiliyorum. Yaptıkları yanlış olsa da emir demiri keser sonuçta. Bir eğitimci düşünün ki arabasıyla geçerken dahi güvenlikçiler esas duruşta selam versin. Nasıl bir egodur ey adam(!et). Araba demişken ayda 10 bin avro kira parası ödüyormuş arabası için de. !0 aylık kira parasıyla alabilir o arabadan ama bazılarını zengin etmek en büyük hobisi beyefendinin. Ha bu arada atlamış olmayayım da, beyefendinin evini temizlemek için üniversitenin temizlik personeli kullanılıyormuş. Bi ara ise görevi dışında bekçilik etsin diye gönderdikleri bir personelin üniversitenin ektiği bir bahçede sobadan zehirlenip birkaç gün yoğun bakımda kaldığını da hiçbir gazetede göremedik. O da vahim iddialar arasında. 

Peki bu despot ve baskıcı yönetim sadece kendisinde mi hayır sadece öğrencilere mi hayır. Üniversitede öğretim üyelerine de aynı baskıyı uyguluyor şahsi asansöre binen arkadaş. Halatı kopasıca!. E üniversitenin sahibi kendisi olduğu için hiçbir öğretim üyesi de içine sinmese bile uygulamalarına karşı çıkma cesareti gösteremiyor. Son günlerde bu baskıya dayanamayan ve açlık grevine giden öğrencilere destek vermek için arkadaşlarının yanına giden öğrenciler için hocalara emir vermiş, gelmeyen olursa derslere soruşturma açarız deyin. Gelmeyenler dersten geçemeyecek deyin. Yakında kendi kanunnamesini de yayınlar bu adam. Aile şirketi diyorlar da bu bildiğin devlet olmuş. İstediği zaman bir telefon edip tomaları üniversitenin önüne çekebiliyor. İstediği an polisi üniversiteye sokabiliyor. Ve ilginç olansa ne vali ne emniyet müdürü hayırdır hoca amacın ne diyemiyor.  Şimdi bu açlık grevine giden öğrenciler sol görüşlü oldukları için insanlar pek umursamıyor. Çünkü insanlarımızın vicdanı haksız için değil, kendi görüşünden olan için çalışıyor bir tek. Oysa bu çocuklar daha birinci sınıf öğrencisi, oysa onların da anneleri okusunlar, karınları tok uyusunlar diye gönderiyor bu şehre. Önce Allah’a sonra bu şehrin insanına emanet ediyor çocuklarını. Alın işte emanete böyle sahip çıkıyoruz biz. Peki bu adamın derdi sadece sol gruplarla mı? Kesinlikle hayır. Bugün daha öğrendiğim bir olay da aynen şöyle; Gezi kulübü dışındaki kulüpler gezi düzenleyemezmiş. Küfür edemiyoruz ama ağzıma geliyor emin olun. Yahu ben müzik grubu olarak komşu bir şehirdeki konsere gidemez miyim? Ya da tiyatro kulübü olarak bir tiyatro gösterisine gidemez miyim? Bi taraflarından uydurma kurallarla öğrencileri her türlü sosyal faaliyetten uzak tutuyorlar. Çünkü gidip görürseler buradakinden daha fazla şikayet edecekler. 8 gündür açlık grevinde olan çocuklar için tek yaptığı geri kalanları tehdit eden despot efendi, bazı partilerin aday adaylarını kabul etmekle meşgul. Kara konutunda onlarla pozlar vermekle meşgul. Biz ne öğrenciniz ne de öğretim görevlin. Biz bu şehrin halkıyız ve gerçek sahibiyiz. Sen gidersin biz kalırız. Artık bir eğitimci gibi davran. Bir tane öğrencin seninle üniversite bahçesinde oturup kahve içtiğini söyleyebilsin diyeceğim ama inan zerre kadar umudum yok senden. Kendisini düzeltmesi için nicelerine çağrı yapılır ama bu kadar ümitsiz bir vakayı tahayyül dahi edemiyorum.

Şimdi zaten böyle bir egoya sahip adamın kendi isteğiyle o koltuğu bırakmasını beklemek olmaz. O kadar öz eleştiri yapacak bir duruş da sergilemedi bugüne kadar. Yalnız sakın ola evime polis falan göndermeye kalkmasın ben öğrenci falan değilim. Ayrıca çok uzayıp gidecek bir yazı olduğu için paralel yapı denilen yapıyla ilişkisini, 17 Aralıktan sonra kurduğu ticari ortaklıkları, ihaleleri nasıl dağıttığını, kantinleri dahi nasıl ranta çevirdiğini şimdi yazamayacağım. Sadece her kesimden öğrencinin kendisinden ve despot yönetiminden rahatsız olduğunu bilsin. Onu ziyaret edip fotoğraf çektiren aday adayları da bir zahmet bir iki kelime de öğrenciler için etsinler. Ve buradan sesleniyorum rektörü ziyaret edecek aday adayları ancak ve ancak antipati kazanırlar. İnsanların gönlünü kazanmak isteyenler Kara konut ziyareti yerine buyursun bedenlerini açlığa yatıran öğrenci arkadaşları ziyaret etsinler. Olaya insani yaklaşım göstersinler, çünkü bu ideolojik değil tamamen vicdani bir olaydır. Ve sahip olduklarını iddia ettikleri hak, adalet gibi kavramlara sahip çıkan öğrencileri sahiplenme olayıdır. Özellikle vurgulamaya çalıştığım noktalara bakarsanız ben rektörün siyasi ya da ideolojik görüşüne asla vurgu yapmadım. Varsa insani yönlerine vurgu yapmaya çalıştım sadece. Diğer rahatsızlık duyan öğrenciler de tepkilerini dile getirsinler artık. Rahatsızlıklarını daha gür bir şekilde dile getirsinler ki olayın ideolojik olmadığını gerekli merciiler kavrayabilsin. Ki olay ideolojik bile olsa rektörün yaptıklarının hiçbirini onaylama hakkı elde etmez kimse.

Cesur Bingöl diye ortalıkta dolaştık yıllarca ama şehrin bilim üretecek merkezini getirdiğimiz hale bak. Şehre gelen bir diktaya, bir despota boyun eğmemize bakın. Siz hala o çocukların akşam yemek yiyip yemediklerini merak edin. Olay açlık ya da yemek mi? Sizler ruhlarınızı açlığa yatırmışsınız da haberiniz yok. Ruhlarınız zayıflıyor, ruhlarınızın vicdana ihtiyacı var ey halkım!. Ne olursunuz ruhlarınıza biraz vicdan verin artık. Korkaklığı bırakın artık ne olursunuz. Ha bir de açlık öldürmüyor, duyarsızlık öldürüyor. Yani çocuklar gece yemese de ölmüyorlar boşa meraklanmayın.  

Not: Halkı galeyana falan getirmedim peşin ifademdir!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galericilere Yetki Belgesi
Galericilere Yetki Belgesi
3 PKK’lı Öldürüldü
3 PKK’lı Öldürüldü