Reklamı Geç
Advert
Muz Cumhuriyetinde Normalleşme Süreci
Hasan BERDİBEK

Muz Cumhuriyetinde Normalleşme Süreci

Yaşadığımız ülkede sıkça duyduğumuz söz öbeklerinden birisidir normalleşme süreci. Sıkça herhangi bir konuda normalleşme sürecine girer dururuz. Son yıllarda ise en fazla normalleştiğimiz konuların başında ise hırsızlık, cinayet ve ölüm geliyor.  Normalleşme sürecinin en tepesinde ise artık suçlamaktan yorulduğumuz fakat kibrinden kendine zerre toz kondurmayan, suçlamalar karşısında asla dönüp de kendinde tek bir hata bulmayan saray müdavimi ya da hoşuna gidecekse başkan bey duruyor. Periyodik olarak kullanmaya başladığı ötekileştirici dil, ayrıştırıcı politika, açıklamaları ile ülkeyi ve toplumu geren bu şahsiyet ülkede cinayet, hırsızlık ve ölümleri normal bir şey gibi karşılamamıza neden oldu. Yanlışlıkla öldürülen 34 insan için özür dileme zahmetinde bulunmayan, barış diyenleri terörist, hırsızlık diyenleri paralel diye fişleyen bu zihniyet ülkede insanların insani duygularını zedelemekten başka bir şey yapmamıştır. Soma’da maden kazasında 301 tane emekçi hayatını kaybetmişken sorumluluğu alacak tek bir devlet adamı çıkmadı ortaya. Çünkü onları yedirmeyen uzun adam vardı arkalarında. Acaba düşündü mü uzun adam bir gün millet onu dibe çekeceği zaman onun arkasında duracak kim var yanında? Tasmalarından tuttuğu yandaşlar mı, ihaleler ile beslediği yalakalar mı? Neyse derin konulara inmeye gerek yok. İşte en basitinden Roboski ve Soma da ölen insanlar için hesap veren hiç kimse olmadı. Gerçi hesap soran da pek kimse olmadı aslında…

Gelelim ülkemizin haftalık gündemine;

-Bu hafta İstanbul Sultanahmette canlı bomba eylemi gerçekleştirildi.

-Cizre,Silopi,Sur’da onlarca terörist bilmem kaç tane terörist olmayan sivil öldürüldü.

-Van’da  yaşları en büyük 25 olan 12 kişi infaz edildi. İnfaz diyorum çünkü terör örgütü mensubu dahi olsalar kafalarından tek kurşunla öldürülmüşlerdi. Bu da çatışma değil de ya teslim olduklarında ya da uykudayken falan olacak bir şey. Yani artık ülkede zaten etkisini yitirmiş olan yargıya gerek de duyulmaz olmuş. Bunu sorgulamayarak da normalleşmeye olan katkımızı ortaya koyuyoruz.

- Bir tane öğretmen arkadaş, ülkenin doğusunda insanlar ölüyor, batı buna sessiz, artık yeter barış olsun, çocuklar ölmesin dedi. Bunun üzerine kendisine soruşturma açıldı. Onu alkışlayan Beyaz aforoz edildi sonraki gün günah çıkarıp tekrar geri gönüllerdeki tahta oturuverdi. Bu olayla birlikte normalleşme süreci içerisine barış istemek ve çocukların ölmemesini istemek terör suçu kapsamına alınmış oldu. Yani artık barış adını çocuklara vermek de otomotik olarak fişleneceğiniz anlamına geliyor. Hatta adı Barış olanlar devlet dairelerinde kendi isimlerini yüksek sesle telaffuz etmemeye özen gösterirlerse kendileri açısından daha iyi olur. Bu arada Ayşe öğretmen nezdinde tüm öğretmenlere ve memurlara da aba altından değil de açıkça sopa gösterildi. Herkes haddini bilecek artık kimse yok barış olsun, yok çocuklar ölmesin gibi terör söylemlerini okul ya da devlet dairelerinde söyleyemeyecek. Hem devletin ekmeğini ye hem de çocuklar ölmesin, barış gelsin. Oh ne ala memleket…

-Akademisyenler barış isteklerini açıkladılar. Ülkede aydın olarak geçinen bu aydın müsveddeleri, sayın her üniversiteden fahri doktora ünvanlı ama örgün olarak okuduğu somut bir üniversite olduğundan şüphe duyduğumuz pek aydın ve ak’lığın kurucusu başkan bay uzun adam tarafından karanlık olmakla suçlandı. Yök göreve çağrıldı. Görevi neyse artık. Aydınlar hakkında soruşturma açıldı. Çocuklar ölmesin sözünü terör söylemi olarak alan savcıgillerden birisidir muhtemelen. Bu da yetmezmiş gibi bazı üniversitelerde aşka akademisyenler bu akademisyenler hakkında suç duyurusunda bulun. Tahminimce onların atılmasıyla kıdem alacak kişilerdir. Bu adamların aydın değil karanlık olduğunu da Melih Gökçek’in belgelerle kanıtlanması haftayı bulur diye düşünüyoruz.

- Ve ülkenin çakma reisi bir tane mafya babası da çıkıp oluk oluk kan akıtacağız dedi. Normal olansa öğretmen çocuklar ölmesin diye terörist, mafya babası ise oluk oluk aydın kanı akıtırız deyince vatan sever oluyor. Evet dostlar burası muz cumhuriyeti değil. Gerçekten de muz cumhuriyeti halt yemiş. Bunların olduğu yerler için muz cumhuriyeti tabiri yerine artık Türkiye Cumhuriyeti tabirini kullanma noktasına gelmiş bulunuyoruz. Yani bir yolsuzluk açıkça işlendiğinde bunu savunanların sesi gür çıkıyorsa sanki burası muz cumhuriyeti yerine sanki burası Türkiye Cumhuriyeti diyeceğiz. Diktatörlük, krallık gibi rejimleri geçtik de sanırım tarihimizde geçtiğimiz cumhuriyetler arasında Demokratik Kongo cumhuriyeti ve sonrası  muz cumhuriyeti bulunuyor. Cinayet işleyince vatansever, insani bir harekette ise terörist oluyorsanız muz cumhuriyeti geride kalmıştır maalesef…


Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve BingölHaber'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galericilere Yetki Belgesi
Galericilere Yetki Belgesi
3 PKK’lı Öldürüldü
3 PKK’lı Öldürüldü