Reklamı Geç
Advert
La Constatation D'un Jait
Hasan BERDİBEK

La Constatation D'un Jait

İn-san-lar ölüyor. İnsanlar suskunluğumuz karşısında ölmeye devam ediyor. Biz ne yapıyoruz peki? İnsanlar ölmesin diye ne yapıyoruz? Sadece basitçe yaşamayı seçip görmezden geliyor, üzülmüş gibi yapıp tv izliyoruz. Barış diye bir sözcüğü kullanırken iki kez düşünüyoruz. Çocuklara Barış adını koymaya çekiniyoruz. Nefret kusma,kin,öfke gibi bir insanı en çok insanlığından eden duyguları ise çeşitli kılıflarla haykırarak kusabiliyoruz. Sonra tekrardan sıradan hayatlarımıza dönüyoruz.

 Erkenden uyuyor, sabah erkenden işe gidiyoruz. Pantolon almak için, daha güzel bir gömlek için belki. İyi bir buzdolabı için. İyi bir araba için. Sonra eve koşup kumandaya basıyoruz, ezberliyoruz sadece ses olarak duyduğumuz adamın sözlerini. Sonra sigara ya da çay molasında aynı adamın sesinden aynı sözleri duyanlardan aynı sözleri tekrar duyup onaylıyor ve çay bitince yine ayrılıyoruz. Tüm bu olanları oturup düşünmek için vaktimiz yok. Çünkü biz ekmek için çalışıp düşünmemek için koşturan insanlarız. Biraz vaktimiz olursa da telefondan bir şeyler oynayıp bir şeyler dinleriz. Ve hayatımızın o kadar yoğun olduğunu ballandıra ballandıra anlatırız.  Bir dostumuza bir arkadaşımıza aynı şehirde yaşayıp aylarca selam veremeyecek kadar yoğun binler olarak çoktan dünyayı kurtarmış olmamız gerekmez miydi? Bu kadar dolu dolu yaşayan binlerce insanın ürettiği bir şey olmalı bence. Kendileri gibi yoğun olmaya zorladıkları çocuklar dışında. Onları da üretme ne kadar bilinçli o kadarını da ben sorgulamayayım.

 Daha iyi arabalar daha iyi evler hepsi ama hepsi televizyonun, internetin, arabanın olmadığı zamanlarda karanlıkta köyde bir çeşmenin başında oturup sohbet etmenin verdiği mutluluğa ulaşmak değil miydi? Bir mektubun verdiği hazzı kaç bin sms verebilir? Bankalardan, bahis şirketlerinden, paranızın, emeğinizin peşindeki üst baş şirketlerinin smsleri ne kadar da rahatsız edici oysa. Ama sadece rahatsız oluyoruz. Bu rahatsızlığı gidermek için ne yapıyoruz? Hiç bir şeye ses etmemeyi öğrendik artık biz. Ne ölen insanlar ne de ölen insanlık zerre umurumuzda değil. Bu kadar yoğun hissettiren ne bizi? Neden bu kadar yorgunuz? Çünkü sevdiğimiz işleri yapmıyoruz. Sevdiğimiz şeylerden bir tanesini seçip haftada bir gün, geri kalanlardan bir tanesini de yılda bir ya da iki kez yapıyoruz. Onlar için de çok çalışmamız gerekiyor. Bizlerin bu dünyaya gönderilme amacı bu kadar basit miydi? Çalışamayacak hale gelene kadar çalışıp sonra hastanelerde sürünüp ölmek mi tek amacımız…

Bence bu kadar basit bir yaşantı için gönderilmedik bu dünyaya. Şöyle diyordu Sabahattin Ali "İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."  Gerçekten de sadece ekmek yiyip uyumak için yaratılmış olamazdı böylesine mükemmel bir varlık. Beyin diye bir gerçek vardı ve vicdan da onun düşünebilmesiyle çok alakalıydı sanırım. Herkese yetecek büyüklükte bir dünya herkese yetebilecek kadar su ve yiyecek, yine herkese yetecek kadar kaynak var iken birilerinin ölmesi, birilerinin aç kalması birilerinin daha çok suya veya ekmeğe sahip olması ve tüm bunların birazına sahip olanların sessizliği hiç mi ürkütmüyor sizleri. Görüyorum ki ürkütmüyor. Aksine bu durumdan hoşnut ve mutlu tavırlarınız kendimi delirmiş gibi hissetmeme neden oluyor. Akıntıya mı kürek çekiyorum. Yoksa zihnim benimle oyun mu oynuyor tereddütteyim. Oysa sizler bu davranışlarla kendi hayatlarınızı değersiz kılmakla kalmayıp, çocuklarınızın hayatlarını da değersiz kılıyor ve onlara asla bırakmak istemeyeceğiniz bir geleceğin inşaatında amelelik yapıyorsunuz. Çocuklar böyle bir dünya istemiyorlar. Ama sizler onları böyle bir gelecekte sadece daha iyi bir itaatkar olmaya zorluyorsunuz.

Söylediklerimin bazı kısımları rahatsız edici olabilir. Hatta alınıp kızanlar da olacaktır. Söylediklerimin hiçbirinden kendimi tenzih etmiyorum. Hakaret olarak da görmeyin lütfen bunları. Tolstoy’un dediği gibi ‘’ — Ancak onurlu bir erkeğe, onurlu bir kadına hakaret edebilir insan; ama hırsıza hırsız olduğunu söylemek la constatation d'un jait'dir (bir gerçeği saptamak) yalnızca. Gerçekleri ara sıra paylaşmak iyi gelecektir. Kovulacak köy de kalmadı zaten…


Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve BingölHaber'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mirzan mahallesinde elektrikler kesilecek
Mirzan mahallesinde elektrikler kesilecek
3 PKKlı ölü elegeçirildi
3 PKKlı ölü elegeçirildi